Kamuoyumuzun Bilgilerine

Kamuoyumuzun Bilgilerine

Ülkemizde son dönemde yaşanan siyasal, sosyal ve ekonomik gelişmeler, hukukun üstünlüğüne dayalı temel insan hakları, özgürlükler ve sosyal adalet ilkeleri çerçevesinde demokratik ve çağdaş bir toplum düzenine bağlı hiçbir toplumsal paydaşın artık kayıtsız kalamayacağı bir aşamaya gelindiğini göstermektedir.  Ulusu bir arada tutan ve yaşamın farklı alanlarında her biri ayrı değer ifade eden temel kurumlar ve toplumsal kimliğimizi var eden ortak değerler yoğun baskı ve müdahalelerle karşı karşıyadır.  Bu süreçler toplumu ister istemez yalnızlık, çaresizlik ve sahipsizlik düşüncelerine yöneltmekte; ötekileştirme ve ayrışmaları körükleyen bu yöneliş aslında hızla yaygınlaşan bir umutsuzluk ortamını beslenmekte ve derinleşmektedir.  Yurttaşların geleceğe inançla ve güvenle bakabilmelerinin koşullarının bu ortam içinde hakkıyla oluşmasını beklemek giderek daha da zorlaşmaktadır.     

Bu şartlar altında siyaset kurumuna her zamankinden daha büyük bir sorumluluk ve görev düşmektedir.  Bugün siyaset kurumunun başlıca ve öncelikli gündemi, uluslararası alandaki sıkışma ve olumsuzlukları da göz önünde tutarak, toplumda kronikleşen umutsuzluk-temelli düşüncelerin rahatlatılması ve giderilmesi olmak durumundadır. 

Hal böyleyken; esaret ve sömürüye boyun eğmek durumunda kalan bir yönetim düzenini reddederek, halkına gücüne ve kararlılığına dayanan modern bir ülkenin kurucu iradesini temsil eden, Türkiye’nin en köklü siyasi örgütünün, Cumhuriyet Halk Partisi’nin bugün maruz bırakıldığı baskı ve işgal girişimi kabul edilemez. Bu gelişmenin bir parti örgütü veya kişilerle anılması, olayın Cumhuriyet’in bütün temel kurumları ve demokrasinin kurum ve kurallarıyla uygulanmasının tümüne karşı bir hareket olduğu gerçeğini de değiştiremez.   

Gün, geçmişte hangi uygulamaların kimler tarafından nasıl eksik, yanlış, haksız olarak gerçekleştirildiğinin muhasebe çalışmalarının yapılacağı gün değildir.  Gün, çelişkili ve çoğu zaman da eksik olduğu görülen uygulamalara konu bir takım kanun metinlerine dayanarak hak iddia etmek ve demokrasi tarihimizde benzeri görülmemiş yaklaşımlarla kişilerin bir dönem yönetim sorumluluğunda da bulundukları kurumların itibar ve etkinliklerini zaafiyete uğratmaya çalışmaları günü de değildir.  Kurumların iç mekanizmalarında çözüm yollarının geliştirilmesi mümkün olan konuların bu tür girişimlerle gündeme getirilmesinin yalnızca bu kurumları değil, hukuk alanını da zedeleyen hareketler olduğu unutulmamalıdır. 

Ve unutulmamalıdır ki, Tarih; son yaşanan gelişmeleri numaralandırılmış söylemlerle kendileri için yeni bir fırsat alanı olarak gören kişiler ve Cumhuriyet’in temel kurumları ve değerleri karşısındaki rövanşist yaklaşımlar hak ettikleri ölçülerle değerlendirilirken; yurttaşların umutlarını canlı tutan, geleceğe güven ve övünçle bakan bir toplum için yola çıkan, insanların gerçek sorunlarına gerçek çözüm arayışlarının arkasından gidenlerin de daha başka ölçülerle farklı olarak kaydedileceği bir akıştır.

Nebil İLSEVEN, Yönetim Kurulu Başkanı